YENİ YILIN HATRINA..
Üzerime damlalar kurşun gibi yağıyor yokluğunda
Acıtıyor canım, korkuyorum gök gürültüsünden hiç korkmazdım oysa
Nasıl da güçsüzmüşüm sen yokken ne kadar çaresiz
Ellerim titriyor kalemin yazdığı her kelimede
Gözlerim doluyor resimlerimize bakarken
Biz mutlu olmayı beceremedik…
Başlıyamadan yıprattık herşeyi..
Masumiyet bir çare değilmiş,çıkarsız sevsem de seni
Yolumuz ayrılıkla bitiyormuş.
Engel olamadım sen giderken benden
Şimdi daha da hızlanıyor yağmur Kız Kulesi’nin tam karşısındayken
Üsküdar’dan izliyorum boğazı ne kadar hırçın dalgalar bu sabah
Yağmur… Yağmur katıyor gözyaşlarımı damlalarının arasına
Hıçkırıklarımı gök gürültüsü sustuyor
Bir ağacın gölgesinde kalmış hayalimize takılıyor gözlerim
Hala duruyor çam ağacında kazıdığımız baş harflerimiz
Ev bomboş geliyor yokluğunda, ‘Aşkım ‘ demeni nasıl özledim
Nasıl özledim kıyamayışlarını, nasıl özledim çocuk gibi gülümseyişini
Bir hayat kurdum sevginin gölgesinde
Sen gittin bir hayat öldü
Sen gittin bitti filizlenen yeni umutlarım
Sen gittin yine katılaştı yüreğim..
Ben yine senin karşılaştığın eski halimdeyim şimdi
Bir bilebilsem sen ne haldesin bir görebilsem seni
Aklına geliyor mu soğuktan donduğumuz zamanlarımız
Hiç aklına geliyor mu ilk dansımız, ilk filmimiz
Sen vazgeçerken benden tüm anılarımızı da yitirdin mi
Bir hikayeyi mutsuz sonla bitirdin mi
Zaman zor, zaman boş, zaman değersiz şimdi
Sen yoksan tüm hayallerim yok şimdi
Sen yoksan uçurumlar daha yakın karanlık dünyama
Bir tek dalım vardı tutunacağım o da kırıldı sen gidince
Şimdi düşüyorum, karanlığın dibine
Yine sen gözlerimde , ruhumda, hayalin ellerimde
Yüreğimde tutku, içimde çözemediğim bir kördüğüm
Oysa silmiştim tüm yanlışlarımı
Cılız bir mum gibi aydınlatmaya başladığın dünyam güneşliydi
Yapmam dediklerimi yapmayı öğrettin, sevmem dediklerimi sevdim
Senle yeni bir dünya kurdum kendime, anahtarları senin ellerindeydi
Sen kapattın tüm kapıları giderken, uyandım düşler aleminden
Kabuslardayım şimdi…
Yüz yıl uyusam, uyansam ve sen olsan yine karşımda
Beni izliyen bir çift göz gözlerin olsa
Bir hastane köşesinde yine sen versen umutlarımı geri
Okşasan yine saçlarımı gizlice, tuhaf bir şekilde uyumasam
Bütün gece sen olsan yine başucumda
Sessizce ‘seni seviyorum’ diye fısıldasan kulağıma
Ben düşerken sen tutsam yine ellerimden
Çok mu geç başlamak için yeniden
Yıkılan tüm cümleleri kurucak edebiyatımız yok mu?
Şairler, şiirler mi gerek gururumuzu yenmek için
Söylenecek bir şarkı yetmez mi adı ‘PAPATYAM’ olan
Uzak mıyız? Çok mu uzağız birbirimizden?
Avuçlarımızdan kayıp giden sevgimizi tutmaya gücümüz yok mu?
Kabul mu etmeliyiz? Boyun mu eğmeliyiz kadere?
İstanbul bu kadar mı güçlüsün?
Sen İstanbul hep kötü sonların mı şehrisin?
Boğazın, Kız Kulesi’nin, Galata Köprüsü’nün hiç hatrı yok mu büyük şehir?
Vazgeç… Vazgeç artık zindanlara hapsetmekten aşk masallarını..
Sevdiğimi geri ver bana, aşkımı, varoluşlarımı.
Karanlıklarına kabuslarımı al, pembe dünyamı geri ver bana
Ben yine çocuksu yüreklimin ‘Papatya’sı olayım..
Gözyaşlarımı kat yağmurlarına, gülüşlerimi geri ver bana
Üsküdar’dan ben yine sevdiğimle boğazı izliyor olayım
İstanbul sen yardım et bana,
Gururumuzu söküp al içimizden, Yeni yılın hatrına …
1 Ocak 2011 Cumartesi
15 Ekim 2010 Cuma
Yüreksiz Bir Bahar…
Sen yüreksiz bir bahar gibisin. Ne kışsın, ne yaz, hiçbirine yakın değilsin. Sen ne olduğu belirsiz bir mevsimsin, belki mevsim bile değilsin!

Yüreksiz Bir Bahar…
Kaç defa denedim seni sevmeyi ve kaç defa yeniden yenildim; saymıyorum! Bir bedenin içine sıkışmış kötücül bir ruhsun. Belli değil, hangi alemde sevdayla vurulursun!
İnsan olmak erdem işi, yoksa adıyla doğarsın elbette! Tüm gücünle asılmaktır ilkelerine, yaşamak dediğin. Öteki senin gibi yaşamcıklar oluşturmaktır dünya üzerinde.
Nereye gitsen kovulacaksın bir gün. Bu evrende kaç kapı varsa çalabileceğin, hepsi yüzüne kapanacak. Ahrete bıraksan umudunu; cennet zaten almaz ama cehennemde bile adın yazmayacak.
Sevmeyi bilmiyorsun, orası belli. Bari sevilmeyi öğrenseydin aklın evveli! Ne yürekler sunuldu ayakların önüne, keşke basıp geçmeseydin insan haini.
Sana üzüldüğüm için değil bu satırlar, ömür senin can senin. Ben yeni gelecek aşıklara yanıyorum. Onlarda kanacaklar iki tatlı sözüne, heba edecekler hayatlarını ellerinde senin.
Biraz insan olabilseydin, biraz adam, belki gerçekten mutluluğu yakalayabilirdin. Ne aradığını bilmeyen bir avaresin. Bu tavrınla avareliğin de şanına leke getirirsin.
Ben önünden çekildim, buyur hayat senin. Biraz düşün bakalım; kaç kere daha bu dünyaya geleceksin, nefsini terbiye edebilmek için? Her gelişin bu kadar şanslı olmayacak. Şimdi sürdüğün sefanın, acısı sonra çıkacak.
Sen yüreksiz bir bahar gibisin. Ne kışsın, ne yaz, hiçbirine yakın değilsin. Sen ne olduğu belirsiz bir mevsimsin, belki mevsim bile değilsin!
Candan Ünal
23 Eylül 2010 Perşembe
hayat yaşanılanlarıyla bize güçlü olmayı olmayı öğretiyor.. her yaşadığında hüsrana uğrayan biri her seferinde ne kadar 'beni artık kimse hiçbişey yıkamaz' dese de her seferinde kendinden biraz daha bişeyler kaybediyor. hayat zor evet.. hayat acımasız.. ama hayatı böyle yapan ne? kimden hıncımızı alıyoruz ki biz? kimi kırıyoruz? kime kırılıyoruz? cevap basit aslında herkes cevabı çok iyi biliyor ama ' ben kırmam' atıp tutmaları gırla gidiyor havada uçuşuyor. o kadar havada yükseliyor ki bu sözleri tutmak artık imkansız oluyor..söz vermek basit bişey.. ya sözü tutmak.. hani kırmıyacağım, üzmeyeceğim sözleri ? insanoğlu bu kırgınlığında hep daha kolay inanıyor aslında geçmişten ders almamış gibi... ama sonuç: yine hüsran..
sevmek.. farklı birşey.. bir gülüş yetiyor tüm acıları unutturmaya. bir elinden tutuş, bir sarılış 'seni seviyorum'diyiş yetiyor.. insan sevince aslında yapılan hatada ne kadar büyük olsa da bir özürle affetmeyi de biliyor bir defalığına mahsus.. sevmenin olduğu yerde gurur bi kademe aşağıya iniyor sanki.. güne her ne kadar kötü başlasanda bir umut bekliyorsun bir tebessümle sana gelmesini..ama her bekleyiş umulduğu gibi olmuyor..
sewmek zor iş..beklemeyi bilmek gerekiyor bazen..sessizce beklemek..günlerce,aylarca belki de yıllarca sadece sevmek ve ardından beklemek..hayat insanı nelerle karşılaştırır bu bekleyiş içinde bilinmez ki.
sewmek belki de iki kişi kesti dendiğinde onun baktığını sanıp kalbinin biranda durması tam ortasını sanki bir taşla eziyorlarmış gibi hisedip sızım sızım sızlaması demek..her adı geçtiğinde ne kadar yakında olsada uzakta olduğunu bilip gözlerinin yaşarması demek.
sewmek; sewmek demek işte..
yorgunum desen bıktım desen ne kadar değişebilcek ki herşey? hiçbir şey eskisi gibi olmayacak sözleri nerde? hani korkular son bulacaktı? yok artık ne verilen sözler ne yeminler ne de beklenilen o sevgi desen de insan bir kere sewdiği zaman atamıyor içinden yeniden sewene kadar.. peki bir kere sewdiğin zaman gözün başkasını görür mü dersin? insan gözlerinin içine bakarak 'seni sewiyorum' dediğinde nasıl o gözler başkasına bakabilir ki?nasıl sewer başkasını kalbi insanın?
hata yapmak.. hata yapar insan.. çok büyük hatalar da yapar.. ama özür dilemeyi bilmeli bu hataların ardından.. eğer gerçekten sewiyorsa vazgeçmemeli hiçbir zaman..hata yaptım deyip kenara çekilmemeli..sen de yaparsın dememeli..bi insan hata yapıp bunu farkedebiliyorsa ve en önemlisi hatasını farkettikten sonra özür dilemeyi de biliyorsa onu daha çok sewmekten başka ne yapabilir bi insan..ama tam aksi oluyorsa ortada sewgiye dair ne kalır ki iki tarafta da..
sewmek zor.. sewdikten sonrası daha da zor...
sevmek.. farklı birşey.. bir gülüş yetiyor tüm acıları unutturmaya. bir elinden tutuş, bir sarılış 'seni seviyorum'diyiş yetiyor.. insan sevince aslında yapılan hatada ne kadar büyük olsa da bir özürle affetmeyi de biliyor bir defalığına mahsus.. sevmenin olduğu yerde gurur bi kademe aşağıya iniyor sanki.. güne her ne kadar kötü başlasanda bir umut bekliyorsun bir tebessümle sana gelmesini..ama her bekleyiş umulduğu gibi olmuyor..
sewmek zor iş..beklemeyi bilmek gerekiyor bazen..sessizce beklemek..günlerce,aylarca belki de yıllarca sadece sevmek ve ardından beklemek..hayat insanı nelerle karşılaştırır bu bekleyiş içinde bilinmez ki.
sewmek belki de iki kişi kesti dendiğinde onun baktığını sanıp kalbinin biranda durması tam ortasını sanki bir taşla eziyorlarmış gibi hisedip sızım sızım sızlaması demek..her adı geçtiğinde ne kadar yakında olsada uzakta olduğunu bilip gözlerinin yaşarması demek.
sewmek; sewmek demek işte..
yorgunum desen bıktım desen ne kadar değişebilcek ki herşey? hiçbir şey eskisi gibi olmayacak sözleri nerde? hani korkular son bulacaktı? yok artık ne verilen sözler ne yeminler ne de beklenilen o sevgi desen de insan bir kere sewdiği zaman atamıyor içinden yeniden sewene kadar.. peki bir kere sewdiğin zaman gözün başkasını görür mü dersin? insan gözlerinin içine bakarak 'seni sewiyorum' dediğinde nasıl o gözler başkasına bakabilir ki?nasıl sewer başkasını kalbi insanın?
hata yapmak.. hata yapar insan.. çok büyük hatalar da yapar.. ama özür dilemeyi bilmeli bu hataların ardından.. eğer gerçekten sewiyorsa vazgeçmemeli hiçbir zaman..hata yaptım deyip kenara çekilmemeli..sen de yaparsın dememeli..bi insan hata yapıp bunu farkedebiliyorsa ve en önemlisi hatasını farkettikten sonra özür dilemeyi de biliyorsa onu daha çok sewmekten başka ne yapabilir bi insan..ama tam aksi oluyorsa ortada sewgiye dair ne kalır ki iki tarafta da..
sewmek zor.. sewdikten sonrası daha da zor...
27 Ağustos 2010 Cuma
ELİF ŞİİRİ
Elif
Kemâl-i insafla şakıyacağım,
Yaşayan Leyla mı bilmem ki Elif.
Her gece ruhuma okuyacağım,
İnkişaf etmese olmam ki Elif.
Bütün sıfatların tüm sergisini,
Yunus Emrelerin aşk türküsünü,
Tıbbiye bakışı ve görgüsünü...
Sensiz gurbet elden gelmem ki elif.
Dün rüyamda gördüm nazlı resmini,
Yıldızlara sardım astım ismini,
Yağmurlara sordum yoksa küstü mü?
Yağmurlar gözyaşım silmem ki Elif.
Utandım yutkundum bak yüzüm kara,
Sensiz Lokman gelse geçmez bu yara,
Kendimi atarım vallah Hazara,
Yesinler yunuslar kalmam ki Elif.
Elif doğruluktur Kuran hazine,
Elif nazlanıyor bakmaz gözüme,
Elif gül diyorum bir kez yüzüme,
Elifsiz gülemem, gülmem ki Elif.
Rüyada buluşsak gelsen bu gece,
Rengârenk bakışsak gülsen bu gece,
Yaşımı saçınla silsen bu gece,
Ümitle yaşarım ölmem ki Elif.
Micingirt kurudu yaşım masamda,
Yüreğim ağlıyor ağlamasam da,
İzmit'ten Bakü'ye selam desende,
Sahipsiz selamı almam ki Elif.
Kemâl-i insafla şakıyacağım,
Yaşayan Leyla mı bilmem ki Elif.
Her gece ruhuma okuyacağım,
İnkişaf etmese olmam ki Elif.
Bütün sıfatların tüm sergisini,
Yunus Emrelerin aşk türküsünü,
Tıbbiye bakışı ve görgüsünü...
Sensiz gurbet elden gelmem ki elif.
Dün rüyamda gördüm nazlı resmini,
Yıldızlara sardım astım ismini,
Yağmurlara sordum yoksa küstü mü?
Yağmurlar gözyaşım silmem ki Elif.
Utandım yutkundum bak yüzüm kara,
Sensiz Lokman gelse geçmez bu yara,
Kendimi atarım vallah Hazara,
Yesinler yunuslar kalmam ki Elif.
Elif doğruluktur Kuran hazine,
Elif nazlanıyor bakmaz gözüme,
Elif gül diyorum bir kez yüzüme,
Elifsiz gülemem, gülmem ki Elif.
Rüyada buluşsak gelsen bu gece,
Rengârenk bakışsak gülsen bu gece,
Yaşımı saçınla silsen bu gece,
Ümitle yaşarım ölmem ki Elif.
Micingirt kurudu yaşım masamda,
Yüreğim ağlıyor ağlamasam da,
İzmit'ten Bakü'ye selam desende,
Sahipsiz selamı almam ki Elif.
20 Ağustos 2010 Cuma
NİKOLA TESLA
Nikola Tesla Ve Gerçekler
Simdi bir çoğunuzun bu da kim dediğini duyar gibiyim hatta ve hatta bilimsel gelişmelerle yakından ilgili bir çok kişi için dahi ismi çok az geçen bir bilim adamı Nikola Tesla... Size biraz ondan bahsetmek istiyorum. Kimdir bu adam? Ne yapmış, bilimsel calışmaları neler, bir dahi mi yoksa dikkate alınmaması gereken tarihin derinliklerinde kaybolmasi gereken bir bilim adami mi? Burada anlatmamızın asıl sebebi ne, bilimsel şahsiyetinin önemi mi yoksa kıyamet senaryolarının nasıl gerçekleştiğini anlamamızı sağlayacak kişi mi?
Tesla, 9 Haziran 1856 yılında Arnavutluk'ta doğmuş Sırp asıllı bir bilim adamı. Hayatı tamamen mücadele ve bilim alanına yeni şeyler katmakla geçmiş. Fakat 7 Ocak 1943 yılında patenti kendisine ait olan tam 700 buluşla tarihe geçmiş olan TESLA bir otel odasında yalnız başına beş parasiz olarak ölmüştür... Hatta ve hatta öldükten sonra dahi bilim alanında yaptığı onca buluşa rağmen ne hikmetse gizli bir el tarafından adı ve çalışmaları ders kitaplarından bile silinmeye çalışılmıştır...
Ancak o sıradan bir bilim adamı değil bugün halen günümüzde bir çok alanda hatta ve hatta kimine göre elektrik ve elektronik çağı kimine göre de uzay çağı dedikleri günümüzde halen onun buluşlarından yararlanmakta ve her gün onun bilimsel olarak ifade ettiklerini günümüzde "çok gizli" ibaresi altında bir çok devlet araştırıp-geliştirmekte daha doğru bir ifadeyle onun insanlığın hizmeti için kullanılmak amacıyla yaptıklarını kendi amaçlari için kullanmaktalar...
TESLA`NIN BULUŞLARI
AC Akım Jenaratörleri ve Motorları, Radyo, Florasan, Radar, MRI, Laser Teknolojisi, Robot Teknolojisi, Deprem Makinası ve daha niceleri aslında bu bilim adamı sayesinde günümüzde kullanılabilmekte.
Sırp asıllı olan bu dahi bilim adamı aslında bir elektrik mühendisi ve günümüzde kullanılan AC motorları ve akım jenaratörlerinin muciti. Tesla ilk olarak Graz Üniversitesi`nde fizik ve matematik üzerine çalışmaya başlamış daha sonra Prag Üniversitesi`nde felsefe eğitimi almıştır. Macaristan`da ve değişik Avrupa ülkelerinde elektrik mühendisi olarak çalışmış ancak buluşlarının anlaşılmaması üzerine 1884 yılında Amerika Birleşik Devletlerine gelerek çalışmalarını burada sürdürmüştür... Kısa bir dönem Edison'la da çalışan Tesla burada kendisini hazmedemeyen Edison tarafından bir düşman ilan edilmiştir... Daha sonra çalışmalarına değisik kişi ve kuruluşlarca destek verilmesiyle hız veren Tesla Niagara`da bulunan ve halen faaliyette olan ana enerji santralinin kurucusudur... Günümüz elektrik santrallerinin ilk kurucusu Tesla'dır ve hala dünya onun sistemiyle aydınlatılmakta yani AC Akım Jenaratörleri ile...
Ancak Tesla hiçbir zaman bu buluşları nedeniyle ön plana çıkartılmamış veya kasıtlı olarak çalışmaları son derece gizli tutulmuş değil elbette, onun çalışmaları aslında zamanının çok ötesinde yani günümüz için de kullanılan teknolojinin ta kendisidir... Yaptığı her buluş ile gazetelerde ve bilim dünyasında yakından takip edilen bu bilim adamı ne hikmetse günümüzde yeterince tanıtılmıyor. Sanki gizli bir el ölümünün hemen ardından onu ve buluşlarını dünyadan silmek istemiş gibi...
Aslında birçoğumuzun düşündüğü gibi Edison ampulu bulmuş olmakla elektriğin babası sayılmakta ancak tarih bize bunun yanlış öğretildiğini ve günümüzde kullanılan elektrik ve elektronik teknolojisinin aslında babası TESLA`dır diye adeta haykırmakta... Dünya üzerinde ilk defa elektiriğin bir yerden bir yere kablosuz ve çok yüksek miktarlarda iletebileceğini söyleyen Tesla bunu yaptığı buluşlarla da defalarca ispat etmiş ve patentlemiş ancak zamanın en büyük elektrik işletmecisi olan General Electric`in arkasındaki güç J.P Morgan Tesla`nın kablosuz enerji iletim projesi; enerjinin ücretsiz ve kablosuz olarak doğal ortamlar üzerinden iletilmesi durumunda para kazanamayacak olmasını anlar anlamaz ona sağladığı finansman desteğini kesmesiyle bu konuda gelinen başarılı noktayı adeta bitirmiştir... Eğer bu olmamış olsaydı bugün dünyanın heryerinde insanlar elektiriği ya son derece ucuz veya ücretsiz ve yine kablosuz olarak kullanabiliyor olacaktı...
Yine Tesla yaptığı çalışmalarla dünyada ilk defa dünyanın katmanlarından iyonosferin insanlığın yararına kullanılabileceğini söyleyen ve bunu da kanıtlayan bilim adamıdır. 19. yüzyılda keşfedilen Iyonosfer tabakası dünyanın
üzerinde bulunan üçüncü sıra katman olup elektrik enerjisinin ve radyo,ses ve elektro manyetik dalgalarının kablosuz olarak çok uzak bir noktadan bir diğer noktaya taşınmasında en büyük rolü oynar. Bu yüzden Tesla iyonosferle ilgili birçok çalışma yaparak dünyada yine bir ilke imza atar ve bu amaçla dünyadaki ilk radyo yayın merkezi ve kablosuz elektrik taşıma merkezi olarak nitelendirebileceğimiz Shoreham, Long Island da 1901-1905 yıllari arasında Wardenclyffe Kulesini inşa eder ve bu kule halen ayakta.
Ayrıca uzaydaki hayatın varlığı ile yakından ilgilenen Tesla dünyada ilk defa 1899 yılında kendi labaratuarından uzaya ses dalgaları göndererek uzaydan kozmik ses dalgaları kaydını yapan bir bilim adamı. Bunu dünyaya duyurduğunda ise ona bilim dünyasından hiç kimse inanmamıştı çünkü o zamanlar kozmik radyo dalgalarından dünya bilim camiasinin haberi yoktu. Yine bundan bir yıl önce dünya da ilk defa uzaktan kumanda ile kontrol edilen bir aracı Mayıs 1898`de Madison Square Garden`da dünyaya tanıttı. Bu araç özel yapılmış suda uzaktan kumanda ile yönetilen bir bottu. Tanıtım sırasında birçok kişi Tesla`nın bunu beyniyle kontrol ettiğini düşünürken Tesla tanıtımın sonunda buluşunu nasıl kontrol ettiğini açıkladı ve bunun üzerine New York Times gazetesinin bir yazari Tesla`nın bir uzaktan kumanda ile yönetilen silahli bir denizalti yaparak savaşta kullanılmasını önerdiğinde Tesla gazeteciyi düzelterek "Orada uzaktan kumanda ile yönetilen bir torpido görmüyorsunuz, orada ilk robot irkinin temsilcisini yani insanlığın hizmetinde kullanılabilecek onların işlerini azaltarak yapacak mekanik adamları görüyorsunuz" der.
işte bu buluş sayesinde uzayda dahi uzaktan kumanda ile kontol edilebilen uzay mekikleri, uydular ve çeşitli silahlar geliştirildi.Bugün uzaygemisi uzaktan kumanda merkezleri Tesla`nın prensipleri doğrultusunda işlemekte. Yani Tesla elektriğin babası olmakla yetinmemiş ayrıca radyo astonomisinin babası ünvanını da bu sebeple kazanmış olmasi gerekiyor. Tesla radyo dalgaları ve uzaktan kontrol sistemlerinin keşfedeni olarak dahi bugünkü astronomi ilminin babası konumunda ve aslında günümüzün astonomi ilmi onun çalıimalarının bir devamı niteliğini taşımakta ancak ne hikmetse bu bilim adamı dünya üzerinde yeterince tanınmıyor acaba niye?
Hala bugün birisine radyonun mucidi kim diye sorduğunuzda alacagınız cevap patent Marconiye ait olursa şaşırmayın çünkü bunca yıl bu böyle öğretilmesine rağmen Radyonun mucidi de yine Tesla`dır ve bu 1943 yılında Amerika Anayasa Mahkemesi tarafından ancak onun ölümünden birkaç ay sonra düzeltilmiş ve radyo Tesla adına patentlenmiştir... Ayrıca florasanın ve radarın kasifi de Tesla`dır.
Biliğiniz gibi günümüzde birçok gizli operasyon ve gizli bilimsel çalışmalar yapılmakta ve birgün birisi size gelip yeryüzündeki büyük ölümcül depremler, iklimlerdeki ani değişiklikler, yerkürenin bir anda ısınıp soğuması, tsunami felaketleri, yeryüzünde konuştuğumuz herşeyin birileri tarafından kaydediliyor olması, birilerinin bunları gerçekleştiriyor dediğinde ona gülüp geçmemeniz için size Tesla`yı ve çalışmalarını kısaca anlattım.
Tesla`nın çalışmalarına göre elektromanyetik dalgalar ile çok yüksek miktarlarda enerji bir yerden bir yere transfer edilebilir, yine bu dalgalar sayesinde yeryüzünde çeşitli iklim değişiklikleri ve depremler (!) meydana getirilebilir ki Tesla bunu gerçekleştirmişti... İşte günümüzde olan bir çok doğa olayının arkasında birilerinin bu gizli planları büyük rol oynamakta ve bu da yüzbinlerce insanın ölümüne sebep olmasına rağmen hiçkimse tarafından ya da en ufak şeyi bir anda çok büyük bir olay olarak gözler önüne seren medyada nedense bu konular konuşulmamakta veya konuşmak isteyenler felaket tellalı ilan edilmekte... Tesla`nın birçok çalışması ve notları ölümünün hemen arkasında FBI tarafından alınarak hiçkimseye gösterilmemiş olması acaba onun çalışmaları birileri tarafından devam ettiriliyor mu sorusunu sormamızı gerektiriyor. Ve bu belgeler halen açıklanmamış ve yokedilmiş(!) belgeler olarak tarihteki gizemini korumakta... Birilerinin insanlığı çok büyük felaketlere sürüklediklerini söylemek belki de cok inandırıcı gelmeyebilir size ancak bakın o birilerinden ABD Savunma Bakanı William Cohen; 1997, Georgia Üniversitesi "Terörizm, Kitle İmha Silahları, Kitlesel İmha ve ABD Stratejisi" üzerine konferansta ne diyor bu konuda "Bazılarının; elektromanyetik dalgalar yolu ile iklimleri değiştirme, depremler yaratabilme , volkanları harekete geçirebilme yeteneğine sahip silahlar geliştirdiğini biliyoruz."
Artık gerisini düşünmek size kalmış...
Simdi bir çoğunuzun bu da kim dediğini duyar gibiyim hatta ve hatta bilimsel gelişmelerle yakından ilgili bir çok kişi için dahi ismi çok az geçen bir bilim adamı Nikola Tesla... Size biraz ondan bahsetmek istiyorum. Kimdir bu adam? Ne yapmış, bilimsel calışmaları neler, bir dahi mi yoksa dikkate alınmaması gereken tarihin derinliklerinde kaybolmasi gereken bir bilim adami mi? Burada anlatmamızın asıl sebebi ne, bilimsel şahsiyetinin önemi mi yoksa kıyamet senaryolarının nasıl gerçekleştiğini anlamamızı sağlayacak kişi mi?
Tesla, 9 Haziran 1856 yılında Arnavutluk'ta doğmuş Sırp asıllı bir bilim adamı. Hayatı tamamen mücadele ve bilim alanına yeni şeyler katmakla geçmiş. Fakat 7 Ocak 1943 yılında patenti kendisine ait olan tam 700 buluşla tarihe geçmiş olan TESLA bir otel odasında yalnız başına beş parasiz olarak ölmüştür... Hatta ve hatta öldükten sonra dahi bilim alanında yaptığı onca buluşa rağmen ne hikmetse gizli bir el tarafından adı ve çalışmaları ders kitaplarından bile silinmeye çalışılmıştır...
Ancak o sıradan bir bilim adamı değil bugün halen günümüzde bir çok alanda hatta ve hatta kimine göre elektrik ve elektronik çağı kimine göre de uzay çağı dedikleri günümüzde halen onun buluşlarından yararlanmakta ve her gün onun bilimsel olarak ifade ettiklerini günümüzde "çok gizli" ibaresi altında bir çok devlet araştırıp-geliştirmekte daha doğru bir ifadeyle onun insanlığın hizmeti için kullanılmak amacıyla yaptıklarını kendi amaçlari için kullanmaktalar...
TESLA`NIN BULUŞLARI
AC Akım Jenaratörleri ve Motorları, Radyo, Florasan, Radar, MRI, Laser Teknolojisi, Robot Teknolojisi, Deprem Makinası ve daha niceleri aslında bu bilim adamı sayesinde günümüzde kullanılabilmekte.
Sırp asıllı olan bu dahi bilim adamı aslında bir elektrik mühendisi ve günümüzde kullanılan AC motorları ve akım jenaratörlerinin muciti. Tesla ilk olarak Graz Üniversitesi`nde fizik ve matematik üzerine çalışmaya başlamış daha sonra Prag Üniversitesi`nde felsefe eğitimi almıştır. Macaristan`da ve değişik Avrupa ülkelerinde elektrik mühendisi olarak çalışmış ancak buluşlarının anlaşılmaması üzerine 1884 yılında Amerika Birleşik Devletlerine gelerek çalışmalarını burada sürdürmüştür... Kısa bir dönem Edison'la da çalışan Tesla burada kendisini hazmedemeyen Edison tarafından bir düşman ilan edilmiştir... Daha sonra çalışmalarına değisik kişi ve kuruluşlarca destek verilmesiyle hız veren Tesla Niagara`da bulunan ve halen faaliyette olan ana enerji santralinin kurucusudur... Günümüz elektrik santrallerinin ilk kurucusu Tesla'dır ve hala dünya onun sistemiyle aydınlatılmakta yani AC Akım Jenaratörleri ile...
Ancak Tesla hiçbir zaman bu buluşları nedeniyle ön plana çıkartılmamış veya kasıtlı olarak çalışmaları son derece gizli tutulmuş değil elbette, onun çalışmaları aslında zamanının çok ötesinde yani günümüz için de kullanılan teknolojinin ta kendisidir... Yaptığı her buluş ile gazetelerde ve bilim dünyasında yakından takip edilen bu bilim adamı ne hikmetse günümüzde yeterince tanıtılmıyor. Sanki gizli bir el ölümünün hemen ardından onu ve buluşlarını dünyadan silmek istemiş gibi...
Aslında birçoğumuzun düşündüğü gibi Edison ampulu bulmuş olmakla elektriğin babası sayılmakta ancak tarih bize bunun yanlış öğretildiğini ve günümüzde kullanılan elektrik ve elektronik teknolojisinin aslında babası TESLA`dır diye adeta haykırmakta... Dünya üzerinde ilk defa elektiriğin bir yerden bir yere kablosuz ve çok yüksek miktarlarda iletebileceğini söyleyen Tesla bunu yaptığı buluşlarla da defalarca ispat etmiş ve patentlemiş ancak zamanın en büyük elektrik işletmecisi olan General Electric`in arkasındaki güç J.P Morgan Tesla`nın kablosuz enerji iletim projesi; enerjinin ücretsiz ve kablosuz olarak doğal ortamlar üzerinden iletilmesi durumunda para kazanamayacak olmasını anlar anlamaz ona sağladığı finansman desteğini kesmesiyle bu konuda gelinen başarılı noktayı adeta bitirmiştir... Eğer bu olmamış olsaydı bugün dünyanın heryerinde insanlar elektiriği ya son derece ucuz veya ücretsiz ve yine kablosuz olarak kullanabiliyor olacaktı...
Yine Tesla yaptığı çalışmalarla dünyada ilk defa dünyanın katmanlarından iyonosferin insanlığın yararına kullanılabileceğini söyleyen ve bunu da kanıtlayan bilim adamıdır. 19. yüzyılda keşfedilen Iyonosfer tabakası dünyanın
üzerinde bulunan üçüncü sıra katman olup elektrik enerjisinin ve radyo,ses ve elektro manyetik dalgalarının kablosuz olarak çok uzak bir noktadan bir diğer noktaya taşınmasında en büyük rolü oynar. Bu yüzden Tesla iyonosferle ilgili birçok çalışma yaparak dünyada yine bir ilke imza atar ve bu amaçla dünyadaki ilk radyo yayın merkezi ve kablosuz elektrik taşıma merkezi olarak nitelendirebileceğimiz Shoreham, Long Island da 1901-1905 yıllari arasında Wardenclyffe Kulesini inşa eder ve bu kule halen ayakta.
Ayrıca uzaydaki hayatın varlığı ile yakından ilgilenen Tesla dünyada ilk defa 1899 yılında kendi labaratuarından uzaya ses dalgaları göndererek uzaydan kozmik ses dalgaları kaydını yapan bir bilim adamı. Bunu dünyaya duyurduğunda ise ona bilim dünyasından hiç kimse inanmamıştı çünkü o zamanlar kozmik radyo dalgalarından dünya bilim camiasinin haberi yoktu. Yine bundan bir yıl önce dünya da ilk defa uzaktan kumanda ile kontrol edilen bir aracı Mayıs 1898`de Madison Square Garden`da dünyaya tanıttı. Bu araç özel yapılmış suda uzaktan kumanda ile yönetilen bir bottu. Tanıtım sırasında birçok kişi Tesla`nın bunu beyniyle kontrol ettiğini düşünürken Tesla tanıtımın sonunda buluşunu nasıl kontrol ettiğini açıkladı ve bunun üzerine New York Times gazetesinin bir yazari Tesla`nın bir uzaktan kumanda ile yönetilen silahli bir denizalti yaparak savaşta kullanılmasını önerdiğinde Tesla gazeteciyi düzelterek "Orada uzaktan kumanda ile yönetilen bir torpido görmüyorsunuz, orada ilk robot irkinin temsilcisini yani insanlığın hizmetinde kullanılabilecek onların işlerini azaltarak yapacak mekanik adamları görüyorsunuz" der.
işte bu buluş sayesinde uzayda dahi uzaktan kumanda ile kontol edilebilen uzay mekikleri, uydular ve çeşitli silahlar geliştirildi.Bugün uzaygemisi uzaktan kumanda merkezleri Tesla`nın prensipleri doğrultusunda işlemekte. Yani Tesla elektriğin babası olmakla yetinmemiş ayrıca radyo astonomisinin babası ünvanını da bu sebeple kazanmış olmasi gerekiyor. Tesla radyo dalgaları ve uzaktan kontrol sistemlerinin keşfedeni olarak dahi bugünkü astronomi ilminin babası konumunda ve aslında günümüzün astonomi ilmi onun çalıimalarının bir devamı niteliğini taşımakta ancak ne hikmetse bu bilim adamı dünya üzerinde yeterince tanınmıyor acaba niye?
Hala bugün birisine radyonun mucidi kim diye sorduğunuzda alacagınız cevap patent Marconiye ait olursa şaşırmayın çünkü bunca yıl bu böyle öğretilmesine rağmen Radyonun mucidi de yine Tesla`dır ve bu 1943 yılında Amerika Anayasa Mahkemesi tarafından ancak onun ölümünden birkaç ay sonra düzeltilmiş ve radyo Tesla adına patentlenmiştir... Ayrıca florasanın ve radarın kasifi de Tesla`dır.
Biliğiniz gibi günümüzde birçok gizli operasyon ve gizli bilimsel çalışmalar yapılmakta ve birgün birisi size gelip yeryüzündeki büyük ölümcül depremler, iklimlerdeki ani değişiklikler, yerkürenin bir anda ısınıp soğuması, tsunami felaketleri, yeryüzünde konuştuğumuz herşeyin birileri tarafından kaydediliyor olması, birilerinin bunları gerçekleştiriyor dediğinde ona gülüp geçmemeniz için size Tesla`yı ve çalışmalarını kısaca anlattım.
Tesla`nın çalışmalarına göre elektromanyetik dalgalar ile çok yüksek miktarlarda enerji bir yerden bir yere transfer edilebilir, yine bu dalgalar sayesinde yeryüzünde çeşitli iklim değişiklikleri ve depremler (!) meydana getirilebilir ki Tesla bunu gerçekleştirmişti... İşte günümüzde olan bir çok doğa olayının arkasında birilerinin bu gizli planları büyük rol oynamakta ve bu da yüzbinlerce insanın ölümüne sebep olmasına rağmen hiçkimse tarafından ya da en ufak şeyi bir anda çok büyük bir olay olarak gözler önüne seren medyada nedense bu konular konuşulmamakta veya konuşmak isteyenler felaket tellalı ilan edilmekte... Tesla`nın birçok çalışması ve notları ölümünün hemen arkasında FBI tarafından alınarak hiçkimseye gösterilmemiş olması acaba onun çalışmaları birileri tarafından devam ettiriliyor mu sorusunu sormamızı gerektiriyor. Ve bu belgeler halen açıklanmamış ve yokedilmiş(!) belgeler olarak tarihteki gizemini korumakta... Birilerinin insanlığı çok büyük felaketlere sürüklediklerini söylemek belki de cok inandırıcı gelmeyebilir size ancak bakın o birilerinden ABD Savunma Bakanı William Cohen; 1997, Georgia Üniversitesi "Terörizm, Kitle İmha Silahları, Kitlesel İmha ve ABD Stratejisi" üzerine konferansta ne diyor bu konuda "Bazılarının; elektromanyetik dalgalar yolu ile iklimleri değiştirme, depremler yaratabilme , volkanları harekete geçirebilme yeteneğine sahip silahlar geliştirdiğini biliyoruz."
Artık gerisini düşünmek size kalmış...
15 Temmuz 2010 Perşembe
yalnız kalmak mıı??
YALNIZLIĞIN KORKAKLIĞI
Bir yalnızlık çökse üstüme,
Tüm yıldızlar kaysa sonra,sırf seni diliyeyim diye
Dalgalar vursa kıyıya, yakamozlar ay ışığında dans etse
Bir cümbüştür gitse Akdeniz sahillerinde
Sırf yalnızlığımı hissetmekten vazgeçiyim diye..
Yalnızlık…
Oyuk oyuk yüreğimde bir çeşit korkaklık
Bir çeşit acizlik bu yalnızlık
Senin olmadığın odalar ise zifiri karanlık
Senin olmadığın heryerde bu yalnızlık..
Hissetsem seni,keşke hissedebilsem ruhunun kor sıcaklığını
Keşke sen olsan ve ben çöpe atsam yalnızlığımın tüm anlarını
Bir huzur dolsa yüreğime hissetsem yüreğinin kanat çırpışlarını
Sen olsan ve ben yok etsem kabuslarımın hain oyunlarını
Ellerim tekrar ısınsa,gözbebeklerim büyüse ve tatsam aşkın saflığını.
Bu yalnızlığın adını korkaklık koydum en başından
Korkuyorum sensiz yalnızlıklardan,kaybolmaktan,yok olmaktan
Nehrin denizle birleştiği o karamboldeki balık misali yaşama tutunmaktan
Adını bir yıldıza koydum geçen gece,bana göz kırpıyor baktığım her zaman
Hani bir şarkı vardır ya “YILLAR GEÇSE DE ÜSTÜNDEN” onu işliyorum oya misali içime an be an
Seni düşündükçe kayboluyor çığlıklarım,korkuyorum,yalnızlığım
Hissettikçe ruhunu çekiliyor ruhum,sana koşmak istiyor ayaklarım tutamıyorum
Bir sen kalsan bende herkes kaybolsa,kaybolsa içimdeki bu bitmez lakırtılarım
Sevme diyor, gitti diyor,yok diyor aklım
Ama yüreğim? Vazgeçer mi gözlerinden,başkasına mühürlü artık dudaklarım..
Bir yalnızlık çökse üstüme,
Tüm yıldızlar kaysa sonra,sırf seni diliyeyim diye
Dalgalar vursa kıyıya, yakamozlar ay ışığında dans etse
Bir cümbüştür gitse Akdeniz sahillerinde
Sırf yalnızlığımı hissetmekten vazgeçiyim diye..
Yalnızlık…
Oyuk oyuk yüreğimde bir çeşit korkaklık
Bir çeşit acizlik bu yalnızlık
Senin olmadığın odalar ise zifiri karanlık
Senin olmadığın heryerde bu yalnızlık..
Hissetsem seni,keşke hissedebilsem ruhunun kor sıcaklığını
Keşke sen olsan ve ben çöpe atsam yalnızlığımın tüm anlarını
Bir huzur dolsa yüreğime hissetsem yüreğinin kanat çırpışlarını
Sen olsan ve ben yok etsem kabuslarımın hain oyunlarını
Ellerim tekrar ısınsa,gözbebeklerim büyüse ve tatsam aşkın saflığını.
Bu yalnızlığın adını korkaklık koydum en başından
Korkuyorum sensiz yalnızlıklardan,kaybolmaktan,yok olmaktan
Nehrin denizle birleştiği o karamboldeki balık misali yaşama tutunmaktan
Adını bir yıldıza koydum geçen gece,bana göz kırpıyor baktığım her zaman
Hani bir şarkı vardır ya “YILLAR GEÇSE DE ÜSTÜNDEN” onu işliyorum oya misali içime an be an
Seni düşündükçe kayboluyor çığlıklarım,korkuyorum,yalnızlığım
Hissettikçe ruhunu çekiliyor ruhum,sana koşmak istiyor ayaklarım tutamıyorum
Bir sen kalsan bende herkes kaybolsa,kaybolsa içimdeki bu bitmez lakırtılarım
Sevme diyor, gitti diyor,yok diyor aklım
Ama yüreğim? Vazgeçer mi gözlerinden,başkasına mühürlü artık dudaklarım..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)