Nikola Tesla Ve Gerçekler
Simdi bir çoğunuzun bu da kim dediğini duyar gibiyim hatta ve hatta bilimsel gelişmelerle yakından ilgili bir çok kişi için dahi ismi çok az geçen bir bilim adamı Nikola Tesla... Size biraz ondan bahsetmek istiyorum. Kimdir bu adam? Ne yapmış, bilimsel calışmaları neler, bir dahi mi yoksa dikkate alınmaması gereken tarihin derinliklerinde kaybolmasi gereken bir bilim adami mi? Burada anlatmamızın asıl sebebi ne, bilimsel şahsiyetinin önemi mi yoksa kıyamet senaryolarının nasıl gerçekleştiğini anlamamızı sağlayacak kişi mi?
Tesla, 9 Haziran 1856 yılında Arnavutluk'ta doğmuş Sırp asıllı bir bilim adamı. Hayatı tamamen mücadele ve bilim alanına yeni şeyler katmakla geçmiş. Fakat 7 Ocak 1943 yılında patenti kendisine ait olan tam 700 buluşla tarihe geçmiş olan TESLA bir otel odasında yalnız başına beş parasiz olarak ölmüştür... Hatta ve hatta öldükten sonra dahi bilim alanında yaptığı onca buluşa rağmen ne hikmetse gizli bir el tarafından adı ve çalışmaları ders kitaplarından bile silinmeye çalışılmıştır...
Ancak o sıradan bir bilim adamı değil bugün halen günümüzde bir çok alanda hatta ve hatta kimine göre elektrik ve elektronik çağı kimine göre de uzay çağı dedikleri günümüzde halen onun buluşlarından yararlanmakta ve her gün onun bilimsel olarak ifade ettiklerini günümüzde "çok gizli" ibaresi altında bir çok devlet araştırıp-geliştirmekte daha doğru bir ifadeyle onun insanlığın hizmeti için kullanılmak amacıyla yaptıklarını kendi amaçlari için kullanmaktalar...
TESLA`NIN BULUŞLARI
AC Akım Jenaratörleri ve Motorları, Radyo, Florasan, Radar, MRI, Laser Teknolojisi, Robot Teknolojisi, Deprem Makinası ve daha niceleri aslında bu bilim adamı sayesinde günümüzde kullanılabilmekte.
Sırp asıllı olan bu dahi bilim adamı aslında bir elektrik mühendisi ve günümüzde kullanılan AC motorları ve akım jenaratörlerinin muciti. Tesla ilk olarak Graz Üniversitesi`nde fizik ve matematik üzerine çalışmaya başlamış daha sonra Prag Üniversitesi`nde felsefe eğitimi almıştır. Macaristan`da ve değişik Avrupa ülkelerinde elektrik mühendisi olarak çalışmış ancak buluşlarının anlaşılmaması üzerine 1884 yılında Amerika Birleşik Devletlerine gelerek çalışmalarını burada sürdürmüştür... Kısa bir dönem Edison'la da çalışan Tesla burada kendisini hazmedemeyen Edison tarafından bir düşman ilan edilmiştir... Daha sonra çalışmalarına değisik kişi ve kuruluşlarca destek verilmesiyle hız veren Tesla Niagara`da bulunan ve halen faaliyette olan ana enerji santralinin kurucusudur... Günümüz elektrik santrallerinin ilk kurucusu Tesla'dır ve hala dünya onun sistemiyle aydınlatılmakta yani AC Akım Jenaratörleri ile...
Ancak Tesla hiçbir zaman bu buluşları nedeniyle ön plana çıkartılmamış veya kasıtlı olarak çalışmaları son derece gizli tutulmuş değil elbette, onun çalışmaları aslında zamanının çok ötesinde yani günümüz için de kullanılan teknolojinin ta kendisidir... Yaptığı her buluş ile gazetelerde ve bilim dünyasında yakından takip edilen bu bilim adamı ne hikmetse günümüzde yeterince tanıtılmıyor. Sanki gizli bir el ölümünün hemen ardından onu ve buluşlarını dünyadan silmek istemiş gibi...
Aslında birçoğumuzun düşündüğü gibi Edison ampulu bulmuş olmakla elektriğin babası sayılmakta ancak tarih bize bunun yanlış öğretildiğini ve günümüzde kullanılan elektrik ve elektronik teknolojisinin aslında babası TESLA`dır diye adeta haykırmakta... Dünya üzerinde ilk defa elektiriğin bir yerden bir yere kablosuz ve çok yüksek miktarlarda iletebileceğini söyleyen Tesla bunu yaptığı buluşlarla da defalarca ispat etmiş ve patentlemiş ancak zamanın en büyük elektrik işletmecisi olan General Electric`in arkasındaki güç J.P Morgan Tesla`nın kablosuz enerji iletim projesi; enerjinin ücretsiz ve kablosuz olarak doğal ortamlar üzerinden iletilmesi durumunda para kazanamayacak olmasını anlar anlamaz ona sağladığı finansman desteğini kesmesiyle bu konuda gelinen başarılı noktayı adeta bitirmiştir... Eğer bu olmamış olsaydı bugün dünyanın heryerinde insanlar elektiriği ya son derece ucuz veya ücretsiz ve yine kablosuz olarak kullanabiliyor olacaktı...
Yine Tesla yaptığı çalışmalarla dünyada ilk defa dünyanın katmanlarından iyonosferin insanlığın yararına kullanılabileceğini söyleyen ve bunu da kanıtlayan bilim adamıdır. 19. yüzyılda keşfedilen Iyonosfer tabakası dünyanın
üzerinde bulunan üçüncü sıra katman olup elektrik enerjisinin ve radyo,ses ve elektro manyetik dalgalarının kablosuz olarak çok uzak bir noktadan bir diğer noktaya taşınmasında en büyük rolü oynar. Bu yüzden Tesla iyonosferle ilgili birçok çalışma yaparak dünyada yine bir ilke imza atar ve bu amaçla dünyadaki ilk radyo yayın merkezi ve kablosuz elektrik taşıma merkezi olarak nitelendirebileceğimiz Shoreham, Long Island da 1901-1905 yıllari arasında Wardenclyffe Kulesini inşa eder ve bu kule halen ayakta.
Ayrıca uzaydaki hayatın varlığı ile yakından ilgilenen Tesla dünyada ilk defa 1899 yılında kendi labaratuarından uzaya ses dalgaları göndererek uzaydan kozmik ses dalgaları kaydını yapan bir bilim adamı. Bunu dünyaya duyurduğunda ise ona bilim dünyasından hiç kimse inanmamıştı çünkü o zamanlar kozmik radyo dalgalarından dünya bilim camiasinin haberi yoktu. Yine bundan bir yıl önce dünya da ilk defa uzaktan kumanda ile kontrol edilen bir aracı Mayıs 1898`de Madison Square Garden`da dünyaya tanıttı. Bu araç özel yapılmış suda uzaktan kumanda ile yönetilen bir bottu. Tanıtım sırasında birçok kişi Tesla`nın bunu beyniyle kontrol ettiğini düşünürken Tesla tanıtımın sonunda buluşunu nasıl kontrol ettiğini açıkladı ve bunun üzerine New York Times gazetesinin bir yazari Tesla`nın bir uzaktan kumanda ile yönetilen silahli bir denizalti yaparak savaşta kullanılmasını önerdiğinde Tesla gazeteciyi düzelterek "Orada uzaktan kumanda ile yönetilen bir torpido görmüyorsunuz, orada ilk robot irkinin temsilcisini yani insanlığın hizmetinde kullanılabilecek onların işlerini azaltarak yapacak mekanik adamları görüyorsunuz" der.
işte bu buluş sayesinde uzayda dahi uzaktan kumanda ile kontol edilebilen uzay mekikleri, uydular ve çeşitli silahlar geliştirildi.Bugün uzaygemisi uzaktan kumanda merkezleri Tesla`nın prensipleri doğrultusunda işlemekte. Yani Tesla elektriğin babası olmakla yetinmemiş ayrıca radyo astonomisinin babası ünvanını da bu sebeple kazanmış olmasi gerekiyor. Tesla radyo dalgaları ve uzaktan kontrol sistemlerinin keşfedeni olarak dahi bugünkü astronomi ilminin babası konumunda ve aslında günümüzün astonomi ilmi onun çalıimalarının bir devamı niteliğini taşımakta ancak ne hikmetse bu bilim adamı dünya üzerinde yeterince tanınmıyor acaba niye?
Hala bugün birisine radyonun mucidi kim diye sorduğunuzda alacagınız cevap patent Marconiye ait olursa şaşırmayın çünkü bunca yıl bu böyle öğretilmesine rağmen Radyonun mucidi de yine Tesla`dır ve bu 1943 yılında Amerika Anayasa Mahkemesi tarafından ancak onun ölümünden birkaç ay sonra düzeltilmiş ve radyo Tesla adına patentlenmiştir... Ayrıca florasanın ve radarın kasifi de Tesla`dır.
Biliğiniz gibi günümüzde birçok gizli operasyon ve gizli bilimsel çalışmalar yapılmakta ve birgün birisi size gelip yeryüzündeki büyük ölümcül depremler, iklimlerdeki ani değişiklikler, yerkürenin bir anda ısınıp soğuması, tsunami felaketleri, yeryüzünde konuştuğumuz herşeyin birileri tarafından kaydediliyor olması, birilerinin bunları gerçekleştiriyor dediğinde ona gülüp geçmemeniz için size Tesla`yı ve çalışmalarını kısaca anlattım.
Tesla`nın çalışmalarına göre elektromanyetik dalgalar ile çok yüksek miktarlarda enerji bir yerden bir yere transfer edilebilir, yine bu dalgalar sayesinde yeryüzünde çeşitli iklim değişiklikleri ve depremler (!) meydana getirilebilir ki Tesla bunu gerçekleştirmişti... İşte günümüzde olan bir çok doğa olayının arkasında birilerinin bu gizli planları büyük rol oynamakta ve bu da yüzbinlerce insanın ölümüne sebep olmasına rağmen hiçkimse tarafından ya da en ufak şeyi bir anda çok büyük bir olay olarak gözler önüne seren medyada nedense bu konular konuşulmamakta veya konuşmak isteyenler felaket tellalı ilan edilmekte... Tesla`nın birçok çalışması ve notları ölümünün hemen arkasında FBI tarafından alınarak hiçkimseye gösterilmemiş olması acaba onun çalışmaları birileri tarafından devam ettiriliyor mu sorusunu sormamızı gerektiriyor. Ve bu belgeler halen açıklanmamış ve yokedilmiş(!) belgeler olarak tarihteki gizemini korumakta... Birilerinin insanlığı çok büyük felaketlere sürüklediklerini söylemek belki de cok inandırıcı gelmeyebilir size ancak bakın o birilerinden ABD Savunma Bakanı William Cohen; 1997, Georgia Üniversitesi "Terörizm, Kitle İmha Silahları, Kitlesel İmha ve ABD Stratejisi" üzerine konferansta ne diyor bu konuda "Bazılarının; elektromanyetik dalgalar yolu ile iklimleri değiştirme, depremler yaratabilme , volkanları harekete geçirebilme yeteneğine sahip silahlar geliştirdiğini biliyoruz."
Artık gerisini düşünmek size kalmış...
20 Ağustos 2010 Cuma
15 Temmuz 2010 Perşembe
yalnız kalmak mıı??
YALNIZLIĞIN KORKAKLIĞI
Bir yalnızlık çökse üstüme,
Tüm yıldızlar kaysa sonra,sırf seni diliyeyim diye
Dalgalar vursa kıyıya, yakamozlar ay ışığında dans etse
Bir cümbüştür gitse Akdeniz sahillerinde
Sırf yalnızlığımı hissetmekten vazgeçiyim diye..
Yalnızlık…
Oyuk oyuk yüreğimde bir çeşit korkaklık
Bir çeşit acizlik bu yalnızlık
Senin olmadığın odalar ise zifiri karanlık
Senin olmadığın heryerde bu yalnızlık..
Hissetsem seni,keşke hissedebilsem ruhunun kor sıcaklığını
Keşke sen olsan ve ben çöpe atsam yalnızlığımın tüm anlarını
Bir huzur dolsa yüreğime hissetsem yüreğinin kanat çırpışlarını
Sen olsan ve ben yok etsem kabuslarımın hain oyunlarını
Ellerim tekrar ısınsa,gözbebeklerim büyüse ve tatsam aşkın saflığını.
Bu yalnızlığın adını korkaklık koydum en başından
Korkuyorum sensiz yalnızlıklardan,kaybolmaktan,yok olmaktan
Nehrin denizle birleştiği o karamboldeki balık misali yaşama tutunmaktan
Adını bir yıldıza koydum geçen gece,bana göz kırpıyor baktığım her zaman
Hani bir şarkı vardır ya “YILLAR GEÇSE DE ÜSTÜNDEN” onu işliyorum oya misali içime an be an
Seni düşündükçe kayboluyor çığlıklarım,korkuyorum,yalnızlığım
Hissettikçe ruhunu çekiliyor ruhum,sana koşmak istiyor ayaklarım tutamıyorum
Bir sen kalsan bende herkes kaybolsa,kaybolsa içimdeki bu bitmez lakırtılarım
Sevme diyor, gitti diyor,yok diyor aklım
Ama yüreğim? Vazgeçer mi gözlerinden,başkasına mühürlü artık dudaklarım..
Bir yalnızlık çökse üstüme,
Tüm yıldızlar kaysa sonra,sırf seni diliyeyim diye
Dalgalar vursa kıyıya, yakamozlar ay ışığında dans etse
Bir cümbüştür gitse Akdeniz sahillerinde
Sırf yalnızlığımı hissetmekten vazgeçiyim diye..
Yalnızlık…
Oyuk oyuk yüreğimde bir çeşit korkaklık
Bir çeşit acizlik bu yalnızlık
Senin olmadığın odalar ise zifiri karanlık
Senin olmadığın heryerde bu yalnızlık..
Hissetsem seni,keşke hissedebilsem ruhunun kor sıcaklığını
Keşke sen olsan ve ben çöpe atsam yalnızlığımın tüm anlarını
Bir huzur dolsa yüreğime hissetsem yüreğinin kanat çırpışlarını
Sen olsan ve ben yok etsem kabuslarımın hain oyunlarını
Ellerim tekrar ısınsa,gözbebeklerim büyüse ve tatsam aşkın saflığını.
Bu yalnızlığın adını korkaklık koydum en başından
Korkuyorum sensiz yalnızlıklardan,kaybolmaktan,yok olmaktan
Nehrin denizle birleştiği o karamboldeki balık misali yaşama tutunmaktan
Adını bir yıldıza koydum geçen gece,bana göz kırpıyor baktığım her zaman
Hani bir şarkı vardır ya “YILLAR GEÇSE DE ÜSTÜNDEN” onu işliyorum oya misali içime an be an
Seni düşündükçe kayboluyor çığlıklarım,korkuyorum,yalnızlığım
Hissettikçe ruhunu çekiliyor ruhum,sana koşmak istiyor ayaklarım tutamıyorum
Bir sen kalsan bende herkes kaybolsa,kaybolsa içimdeki bu bitmez lakırtılarım
Sevme diyor, gitti diyor,yok diyor aklım
Ama yüreğim? Vazgeçer mi gözlerinden,başkasına mühürlü artık dudaklarım..
22 Haziran 2010 Salı
SEN BEYAZLAR İÇİNDE BENDEN GİDERKEN...
Sevdim seni...Kalbim acırcasına, bedenim yanarcasına sevdim.Ateste yanacağımı bile bile uzattım elimi sana...Hep bir sebep aradım gidişinden..Bir sebep olmalıydı..Beni bu kadar çok seven adam gidemez derdim gözümün içine baka baka...Ama GİTTİN...Sen giderken gözyaşlarım yağmur oldu bu şehre.Yıldızları söndü gece karanlığı gözlerimin.Sonra birden saçlarım ıslandı..Hani her akşam özenle taradığın,zaman zaman acımasından korktuğun,bazen dokunmaya bile kıyamadığın saçlarım...Sonra gözlerim..İçindeki sevinci kaybetti onlar da..Hani bakarken dalıp gittiğin,yaşama sevincim dediğin,gökyüzüne benzettiğin,sana göre içinde milyonlarca yıldız parlayan gözlerim..Sevdiğin her şeyi,yaşamını bağladığın herşeyi bırakıp gittin sen..Şimdi yok oluyor tek tek hepsi sen giderken..Meğer ne kadar bağlıymış sana herşeyim..Sensiz nefes bile almak zor geliyor şimdi..Sen giderken omuzlarda , yüzünü son kez görmek istedim tabutta..Sana sarılırken yüzün o kadar huzurluydu ki..Seni son öpüşümdü bu..Bırak yanına geliyim..Ya da ne olur sen GİTME...SENİ ŞİMDİDEN ÇOK ÖZLEDİM SEVGİLİM...
ŞİZOFREN GİBİ...
BİR ŞİZOFREN GİBİ SEVMEK SENİ..
KURDUĞUM HAYALİ DÜNYANIN İÇİNDE YALNIZ SEN..
ATEŞ GİBİ YAKAN DUDAKLARIN,YAĞMURLAR GİBİ SÖNDÜREN GÖZLERİN
GÖZYAŞLARIM..
BENSE YALNIZCA ONLARDAN İBARET BİR ACİZ..
DAHA TUTUNMAYI BAŞARAMADIĞI AĞACIN GÖLGESİNDE VAR OLMAYA ÇALIŞAN BİR ASALAK..
SEN VAROLUŞLARIN HÜKÜMDARI,BENSE YOKOLUŞLARIN SOYTARISI..
SEN VARSIN ŞİMDİ HAYALİ DÜNYAMIN TEK UYDUSU..
BENSE O DÜNYANIN BİRİNCİ DEPREM KUŞAĞI..
ÜZERİNE İNŞA ETTİĞİMİZ HER BİNAYI DAHA ARTÇILARLA YIKABİLEN TEK DEPREMİM BEN
HERŞEY YERLE BİR AMA SEN..
SEN KAL YERİNDE GÖZLERİNDE GÜNEŞLER DOĞDUĞUM..
SEN KAL GECENİN AYAZINDA KÜLLENMİŞ ATEŞİMİN TEK KIVILCIMIM
BIRAK DAĞILSIN HERŞEY SEN BAKMA GERİDE KALANLARA SAÇLARI BUĞDAY KOKULUM
HAYALİMDE YARATTIĞIM EY SEWGİLİ YİTİP GİTME SEN DE HERKEZ GİBİ..
BIRAK SEVEYİM SENİ BİR ŞİZOFREN GİBİ..
HER SABAH DUDAKLARINDAN ÇİLEK REÇELİ YİYEBİLEYİM..
GÖZLERİNDEN YEŞİL ZEYTİNLERİ TOPLAYIP LİMON SARISI SAÇLARINA BANAYIM YUDUMLARIMI
YİTİP GİTME SEN DE RUHLAR ALEMİNE
OLDUKÇA KALABALIK ORASI SEVDİKLERİMLE
SEN UYU EN MASUM HALİNLE GÖĞSÜMÜN SOL YANINDA,KALBİMİN SESİ NİNNİ OLSUN KULAKLARINA
NEFESİM ISITSIN AYAZDAN DONMUŞ MİNİ MİNİ ELLERİNİ
KAYBOLSUN NASIR TUTMUŞ ELLERİMİN ARASINDA
SEN..
UYURKEN MEHTABI YÜZÜNDE SEYRETTİĞİM SEVGİLİM..
BARİ BIRAK BİR ŞİZOFREN GİBİ SEVEBİLEYİM SENİ..
HER GECE BİNLERCE KEZ GEÇTİĞİM SİSLİ SOKAKLARA HAYKIRABİLEYİM SESSİZCE ADINI
GÖKYÜZÜNE YILDIZLARLA YAZABİLEYİM OKUYUP YAZMAYI BİLMEDEN, SENİ SEVDİĞİMİ..
BİR KALDIRIMDA CAN VEREBİLEYİM SENİN İÇİN KORKAKLIĞIMLA KAFA TUTAYIM BU DÜNYAYA
BEN ACİZ, BEN KORKAK, BEN TÜM GÜZELLİKLERDEN YOKSUN İĞRENÇ BİR MAHLUK
YA SEN..
DÜNYANIN YEDİ HARİKASININ SEKİZİNCİSİ
EZİLİYOR SEVGİM GÜZELLİKLERİNLE
BİR VOLKAN GİBİ YANIYOR KALBİM OKYANUSUN DİBİNDE
DOĞRU KABUL ETTİĞİM HERŞEY YALAN,GERÇEKLER HAYAL,HAYALLERİM SEN,SENSE BANA ÇOK UZAK..
BELKİ SEVMEMDEN KORKUYORSUN SENİ,DELİCESİNE SEVMEK..
YALNIZCA BİR ODANIN KÜÇÜK BİR PENCERESİNDEN İBARET BİR KAREDEN DÜNYAYA BAKIP SEVMEK..
AYNI BİR ŞİZOFREN GİBİ..
KURDUĞUM HAYALİ DÜNYADA YALNIZCA SENİ SEVMEK..
HERKEZ GİTTİ ŞİMDİ
PENCEREMİN KARŞISINDAKİ AĞACIN TEK DALINDAKİ KÜÇÜK SERÇE VAR YALNIZCA HAYATIMDA
O DA OLMASA ÖLÜMLE YAŞAMIN ARASINDAKİ DERİN ÇİZGİYİ
GÜNEŞ BATIMINDAKİ UFUKLAR KADAR İNCE SAYIP
TÜM GÜNEŞLERİ BATIRACAĞIM SANKİ..
YAKAMOZLAR VAR BAK KARŞIMDAKİ DUVARDA
SONRA MEHTAP VAR YÜZÜNE HASRETLE BAKTIĞIM
SEN KORKMA SENİ SEVMEMDEN
BEN SESSİZCE SEVERİM SENİ VARLIĞIMI HİSSETTİRMEDEN
TIPKI BİR ŞİZOFREN GİBİ...
KURDUĞUM HAYALİ DÜNYANIN İÇİNDE YALNIZ SEN..
ATEŞ GİBİ YAKAN DUDAKLARIN,YAĞMURLAR GİBİ SÖNDÜREN GÖZLERİN
GÖZYAŞLARIM..
BENSE YALNIZCA ONLARDAN İBARET BİR ACİZ..
DAHA TUTUNMAYI BAŞARAMADIĞI AĞACIN GÖLGESİNDE VAR OLMAYA ÇALIŞAN BİR ASALAK..
SEN VAROLUŞLARIN HÜKÜMDARI,BENSE YOKOLUŞLARIN SOYTARISI..
SEN VARSIN ŞİMDİ HAYALİ DÜNYAMIN TEK UYDUSU..
BENSE O DÜNYANIN BİRİNCİ DEPREM KUŞAĞI..
ÜZERİNE İNŞA ETTİĞİMİZ HER BİNAYI DAHA ARTÇILARLA YIKABİLEN TEK DEPREMİM BEN
HERŞEY YERLE BİR AMA SEN..
SEN KAL YERİNDE GÖZLERİNDE GÜNEŞLER DOĞDUĞUM..
SEN KAL GECENİN AYAZINDA KÜLLENMİŞ ATEŞİMİN TEK KIVILCIMIM
BIRAK DAĞILSIN HERŞEY SEN BAKMA GERİDE KALANLARA SAÇLARI BUĞDAY KOKULUM
HAYALİMDE YARATTIĞIM EY SEWGİLİ YİTİP GİTME SEN DE HERKEZ GİBİ..
BIRAK SEVEYİM SENİ BİR ŞİZOFREN GİBİ..
HER SABAH DUDAKLARINDAN ÇİLEK REÇELİ YİYEBİLEYİM..
GÖZLERİNDEN YEŞİL ZEYTİNLERİ TOPLAYIP LİMON SARISI SAÇLARINA BANAYIM YUDUMLARIMI
YİTİP GİTME SEN DE RUHLAR ALEMİNE
OLDUKÇA KALABALIK ORASI SEVDİKLERİMLE
SEN UYU EN MASUM HALİNLE GÖĞSÜMÜN SOL YANINDA,KALBİMİN SESİ NİNNİ OLSUN KULAKLARINA
NEFESİM ISITSIN AYAZDAN DONMUŞ MİNİ MİNİ ELLERİNİ
KAYBOLSUN NASIR TUTMUŞ ELLERİMİN ARASINDA
SEN..
UYURKEN MEHTABI YÜZÜNDE SEYRETTİĞİM SEVGİLİM..
BARİ BIRAK BİR ŞİZOFREN GİBİ SEVEBİLEYİM SENİ..
HER GECE BİNLERCE KEZ GEÇTİĞİM SİSLİ SOKAKLARA HAYKIRABİLEYİM SESSİZCE ADINI
GÖKYÜZÜNE YILDIZLARLA YAZABİLEYİM OKUYUP YAZMAYI BİLMEDEN, SENİ SEVDİĞİMİ..
BİR KALDIRIMDA CAN VEREBİLEYİM SENİN İÇİN KORKAKLIĞIMLA KAFA TUTAYIM BU DÜNYAYA
BEN ACİZ, BEN KORKAK, BEN TÜM GÜZELLİKLERDEN YOKSUN İĞRENÇ BİR MAHLUK
YA SEN..
DÜNYANIN YEDİ HARİKASININ SEKİZİNCİSİ
EZİLİYOR SEVGİM GÜZELLİKLERİNLE
BİR VOLKAN GİBİ YANIYOR KALBİM OKYANUSUN DİBİNDE
DOĞRU KABUL ETTİĞİM HERŞEY YALAN,GERÇEKLER HAYAL,HAYALLERİM SEN,SENSE BANA ÇOK UZAK..
BELKİ SEVMEMDEN KORKUYORSUN SENİ,DELİCESİNE SEVMEK..
YALNIZCA BİR ODANIN KÜÇÜK BİR PENCERESİNDEN İBARET BİR KAREDEN DÜNYAYA BAKIP SEVMEK..
AYNI BİR ŞİZOFREN GİBİ..
KURDUĞUM HAYALİ DÜNYADA YALNIZCA SENİ SEVMEK..
HERKEZ GİTTİ ŞİMDİ
PENCEREMİN KARŞISINDAKİ AĞACIN TEK DALINDAKİ KÜÇÜK SERÇE VAR YALNIZCA HAYATIMDA
O DA OLMASA ÖLÜMLE YAŞAMIN ARASINDAKİ DERİN ÇİZGİYİ
GÜNEŞ BATIMINDAKİ UFUKLAR KADAR İNCE SAYIP
TÜM GÜNEŞLERİ BATIRACAĞIM SANKİ..
YAKAMOZLAR VAR BAK KARŞIMDAKİ DUVARDA
SONRA MEHTAP VAR YÜZÜNE HASRETLE BAKTIĞIM
SEN KORKMA SENİ SEVMEMDEN
BEN SESSİZCE SEVERİM SENİ VARLIĞIMI HİSSETTİRMEDEN
TIPKI BİR ŞİZOFREN GİBİ...
YALNIZ OLMAK
YALNIZ OLMAK
Yalnızlık..
Yalnızlık neler yaptırıyor insana gördün mü sen?
Kaybedeceği birşeyleri olmayan insanların halini
gördün mü?
Sen hiç yalnız kaldın mı peki?
Ya da koca kalabalığın içinde kendini hiç yalnız
hissettin mi?
Bir sokağın köhne kaldırımında tekmelenmiş,
kedi misali biçare insanlara baktı mı gözlerin?
Sen hiç çaresizliği tanıdın mı?
Peki yoksulluğu bilir misin sen?
Parasızlık demiyorum bak yoksulluk!
Asıl yoksulluğun yalnızlık olduğunu,asıl çaresizliğin
kimsesizlik olduğunu kavrayabilir mi o küçücük aklın?
Sen hiç hayatını birine adayıp sonra yalnız kaldın mı?
Sen hiç aydınlık sularda yüzüp sonra karanlık
sularda yalnız boğuldun mu?
Peki ya sen hiç güneşi hissederken
kutupların soğuğunda dondun mu?
Yalnızlık...
Yalnızlık neler yaptırıyor insana gördün mü sen?
Dört duvardan ibaret anlamsız bir odada
deliresiye ağladın mı hiç?
Karardı mı gözlerin,
yalnızlıktan düştün mü peki uçurumlardan
Sen ölümü yalnızlık mı sandın?
Peki ölümü hiç yalnızlıktan kurtuluş saydığımı bilsen
ne yapardın?
Ölüm dedim sana bak ölüm..
Sanma ki bazen yaşamak en güzel şey..
Sen yalnızlığı hissetsen der miydin bana:
"Boşver" diye?
Sen hemstırı bilir misin?
Hep koşar ya bir çemberin içinde,
Boşa koşar der misin?
Yalnızlıktan bir çemberin içinde koşup dursan
ne hissedersin?
Peki sen yalnızsan hayatta ne için çaba sarfedilir
bilir misin?
Hiçbir şey için...
Bunu alıyor mu senin o küçücük aklın?
Yalnızlığı kavrayabiliyor musun?
Şu an ben 'Yalnız değilim'diyebiliyor musun sen kendine?
Aslında yalnızsın!!!
Aslında kimse seninle değil!
Sen doğarken de yalnızdın
Öldüğünde gireceğin mezarda da yalnız olacaksın
Aldanma yalancı sözlere,sahte gülüşlere
Sen o bırakıp gittiğin
Yalnızlığa mahkum ettiğin
Masum kız gibi yalnızsın...
Ve sen yalnızlığı ölümle tadacaksın..
Ölümü asıl o zaman kurtuluş sayacaksın..
Aslında sen yalnızsın...
Yalnızlık..
Yalnızlık neler yaptırıyor insana gördün mü sen?
Kaybedeceği birşeyleri olmayan insanların halini
gördün mü?
Sen hiç yalnız kaldın mı peki?
Ya da koca kalabalığın içinde kendini hiç yalnız
hissettin mi?
Bir sokağın köhne kaldırımında tekmelenmiş,
kedi misali biçare insanlara baktı mı gözlerin?
Sen hiç çaresizliği tanıdın mı?
Peki yoksulluğu bilir misin sen?
Parasızlık demiyorum bak yoksulluk!
Asıl yoksulluğun yalnızlık olduğunu,asıl çaresizliğin
kimsesizlik olduğunu kavrayabilir mi o küçücük aklın?
Sen hiç hayatını birine adayıp sonra yalnız kaldın mı?
Sen hiç aydınlık sularda yüzüp sonra karanlık
sularda yalnız boğuldun mu?
Peki ya sen hiç güneşi hissederken
kutupların soğuğunda dondun mu?
Yalnızlık...
Yalnızlık neler yaptırıyor insana gördün mü sen?
Dört duvardan ibaret anlamsız bir odada
deliresiye ağladın mı hiç?
Karardı mı gözlerin,
yalnızlıktan düştün mü peki uçurumlardan
Sen ölümü yalnızlık mı sandın?
Peki ölümü hiç yalnızlıktan kurtuluş saydığımı bilsen
ne yapardın?
Ölüm dedim sana bak ölüm..
Sanma ki bazen yaşamak en güzel şey..
Sen yalnızlığı hissetsen der miydin bana:
"Boşver" diye?
Sen hemstırı bilir misin?
Hep koşar ya bir çemberin içinde,
Boşa koşar der misin?
Yalnızlıktan bir çemberin içinde koşup dursan
ne hissedersin?
Peki sen yalnızsan hayatta ne için çaba sarfedilir
bilir misin?
Hiçbir şey için...
Bunu alıyor mu senin o küçücük aklın?
Yalnızlığı kavrayabiliyor musun?
Şu an ben 'Yalnız değilim'diyebiliyor musun sen kendine?
Aslında yalnızsın!!!
Aslında kimse seninle değil!
Sen doğarken de yalnızdın
Öldüğünde gireceğin mezarda da yalnız olacaksın
Aldanma yalancı sözlere,sahte gülüşlere
Sen o bırakıp gittiğin
Yalnızlığa mahkum ettiğin
Masum kız gibi yalnızsın...
Ve sen yalnızlığı ölümle tadacaksın..
Ölümü asıl o zaman kurtuluş sayacaksın..
Aslında sen yalnızsın...
21 Haziran 2010 Pazartesi
AŞIK OLMAK NASIL BİRŞEY??
AŞK
Sadece üç karf ne kadar değiştiriyor insanın hayatını.Söylemesi ne kadar kolaysa yaşaması da o kadar zor. Bitti demekle bitmez asla izleri kalır mutlaka derinlerde.Tıpkı kumsaldaki ayak izleri gibi. Dalgalar her kumsala gelip gidişte bir izi siler. Bazen sevda yazılarını bile. Ama bazı izler vardır ki dalgalar bile yorulur silmeye çalışmaktan ama izler kafa tutarlar, inatla ayrılmazlar yerinden.Aşkın da izi bunla eşdeğerdedir işte. Hangi dalga gelirse gelsin silinmez bir türlü.Oysa ki deniz bile yorulur,yıpranır çabalamaktan ama izler kalır öylece derinlerde.Aşk denilince senin de içine düşer mi "Keşke"ler? Keşke ile aşk belki de özdeştir zaten. "Keşke sevmeseydim","keşke yanımda olsaydı","keşke gitmesine izin vermeseydim","keşke üzmeseydim",keşke,keşke,keşke....Aşkın getirdiği her cümle keşke ile başlıyacaksa,bizse keşke dememek için yaşıyorsak neden biticeğini bile bile yaşıyoruz bu üç kelimeyi?"Aşk yaşanmalı","Aşk en güzel şey","Aşk olmadan olmaz","Birgün aşık ol,p zaman anlayacaksın beni" sözlerini söyliyenlerin kaçının yanında "Aşkım" dedikleri? Onlara göre Aşk hiç bitmez mi? Aşk denilen şey nasıl birşey ki gelip geçici kimine göre?Kim yaşıyor Aşk'ı gönlünce? Kim dans ediyor yağmurun altında Aşk şarkıları söyliyerek İstiklal'de?Kim "Aşkım seni seviyorum" diye haykırıyor Boğaz köprüsünden Aşk'ını herkese?Kim dönmeyeceğini bile bile bekliyor kaybettiğini keşkelere sığınmadan?Kim yüzü kızararak "Seni Seviyorum Aşkım" diyor gözlerini onun gözlerinin en derinine deydirerek?Kim Aşk'ını yüreğinden geldiği gibi yaşıyor kısacası?Zaman mı problem? Yol mu,sınav mı,durumu mu? Hani oysa ki "AŞK ENGEL TANIMAZ"dı! Sen Aşk'ı yürekten yaşıyanlardan mısın?
AŞK..Bulutların üstünde uçmak gibi.Yağmur yağacağını bilirsin ama o büyüden kurtaramazsın kendini.Sonra düşüverirsin dünyaya,gerçeklerin tam ortasına.Oysa ki sen gerçeklerden uzaklaşalı o kadar çok zaman geçmiştir ki,sudan çıkmış balığa dönersin. Önce nefes alamazsın,sonra kanatların yoktur,bilirsin ama uçmak istersin.Aşk denilen şey,tepetaklak yapar hayatını ama sen ondan asla vazgeçemezsin.Çünkü nakış nakış işlenmiştir Aşk'ın gözleri yüreğine.Sökmek istersin parçalanır,kanar heryeri yüreğinin,acısına dayanamazsın.En sonunda razı olursun,alışmaya çalışırsın Aşk Acısı'yla yaşamaya.Ama bir bakarsın ki saçlarına kar tanesi düşmüş onlarca ve yüzüne her Kalp Ağrısı bir çizik atmış silinmeyen o tükenmez kalemle ama sen yine de sökemezsin yüreğinden Aşk'ı..
AŞK..Bir su damlası olmak gibi belki de.Yağmur tanesi olup düşmek,toprağa hayat vermek.Beslemek yeni açmaya çabalayan bir fidanı.Gülümsetebilmek belki de doğayı ve tüm canlıları.Belki de bir okyanus olmak yanaklardan dudaklara düşen,dudaklarda acı sözlere dönüşüveren...
AŞK..İyi mi,kötü mü bilinmez ama hayatın dönüm noktası dedikleri şey olduğu apaçık.Uzayda kesişen iki doğru gibi keşiri kalpler ve uzun bir düzlem gibi yeni bir hayat sunar önümüze.Ne kadar çabalarsan çabala bir kez Aşk geçerse kalp yolundan lastik izlerini silemezsin ömür boyu ve boğulursun kaybedince Aşk'ı okyanusun dibinde.Aşk Acısı,Yürek Sancısı bırakır ki geride sorma gitsin ve sen Keşke'lemeye başlarsın.
AŞK güzel ve zeki bir kadına benzer aslında.Hem çok tehlikeli,hem çok büyüleyici.Adım adım yürürsün ya ateşin ortasında ama ayaklarının acısını hissetmezsin bile,Aşk da aynen öyle..Cehennemin ortasında Cennet'i yaşadığını sanmak gibi..
Solmasın gözlerinizdeki Cennet Bahçeleri..Hüzünlü Aşk'lar yaşamayalım!!Tek temennim bu!!
(elif pala;Aşk)
Sadece üç karf ne kadar değiştiriyor insanın hayatını.Söylemesi ne kadar kolaysa yaşaması da o kadar zor. Bitti demekle bitmez asla izleri kalır mutlaka derinlerde.Tıpkı kumsaldaki ayak izleri gibi. Dalgalar her kumsala gelip gidişte bir izi siler. Bazen sevda yazılarını bile. Ama bazı izler vardır ki dalgalar bile yorulur silmeye çalışmaktan ama izler kafa tutarlar, inatla ayrılmazlar yerinden.Aşkın da izi bunla eşdeğerdedir işte. Hangi dalga gelirse gelsin silinmez bir türlü.Oysa ki deniz bile yorulur,yıpranır çabalamaktan ama izler kalır öylece derinlerde.Aşk denilince senin de içine düşer mi "Keşke"ler? Keşke ile aşk belki de özdeştir zaten. "Keşke sevmeseydim","keşke yanımda olsaydı","keşke gitmesine izin vermeseydim","keşke üzmeseydim",keşke,keşke,keşke....Aşkın getirdiği her cümle keşke ile başlıyacaksa,bizse keşke dememek için yaşıyorsak neden biticeğini bile bile yaşıyoruz bu üç kelimeyi?"Aşk yaşanmalı","Aşk en güzel şey","Aşk olmadan olmaz","Birgün aşık ol,p zaman anlayacaksın beni" sözlerini söyliyenlerin kaçının yanında "Aşkım" dedikleri? Onlara göre Aşk hiç bitmez mi? Aşk denilen şey nasıl birşey ki gelip geçici kimine göre?Kim yaşıyor Aşk'ı gönlünce? Kim dans ediyor yağmurun altında Aşk şarkıları söyliyerek İstiklal'de?Kim "Aşkım seni seviyorum" diye haykırıyor Boğaz köprüsünden Aşk'ını herkese?Kim dönmeyeceğini bile bile bekliyor kaybettiğini keşkelere sığınmadan?Kim yüzü kızararak "Seni Seviyorum Aşkım" diyor gözlerini onun gözlerinin en derinine deydirerek?Kim Aşk'ını yüreğinden geldiği gibi yaşıyor kısacası?Zaman mı problem? Yol mu,sınav mı,durumu mu? Hani oysa ki "AŞK ENGEL TANIMAZ"dı! Sen Aşk'ı yürekten yaşıyanlardan mısın?
AŞK..Bulutların üstünde uçmak gibi.Yağmur yağacağını bilirsin ama o büyüden kurtaramazsın kendini.Sonra düşüverirsin dünyaya,gerçeklerin tam ortasına.Oysa ki sen gerçeklerden uzaklaşalı o kadar çok zaman geçmiştir ki,sudan çıkmış balığa dönersin. Önce nefes alamazsın,sonra kanatların yoktur,bilirsin ama uçmak istersin.Aşk denilen şey,tepetaklak yapar hayatını ama sen ondan asla vazgeçemezsin.Çünkü nakış nakış işlenmiştir Aşk'ın gözleri yüreğine.Sökmek istersin parçalanır,kanar heryeri yüreğinin,acısına dayanamazsın.En sonunda razı olursun,alışmaya çalışırsın Aşk Acısı'yla yaşamaya.Ama bir bakarsın ki saçlarına kar tanesi düşmüş onlarca ve yüzüne her Kalp Ağrısı bir çizik atmış silinmeyen o tükenmez kalemle ama sen yine de sökemezsin yüreğinden Aşk'ı..
AŞK..Bir su damlası olmak gibi belki de.Yağmur tanesi olup düşmek,toprağa hayat vermek.Beslemek yeni açmaya çabalayan bir fidanı.Gülümsetebilmek belki de doğayı ve tüm canlıları.Belki de bir okyanus olmak yanaklardan dudaklara düşen,dudaklarda acı sözlere dönüşüveren...
AŞK..İyi mi,kötü mü bilinmez ama hayatın dönüm noktası dedikleri şey olduğu apaçık.Uzayda kesişen iki doğru gibi keşiri kalpler ve uzun bir düzlem gibi yeni bir hayat sunar önümüze.Ne kadar çabalarsan çabala bir kez Aşk geçerse kalp yolundan lastik izlerini silemezsin ömür boyu ve boğulursun kaybedince Aşk'ı okyanusun dibinde.Aşk Acısı,Yürek Sancısı bırakır ki geride sorma gitsin ve sen Keşke'lemeye başlarsın.
AŞK güzel ve zeki bir kadına benzer aslında.Hem çok tehlikeli,hem çok büyüleyici.Adım adım yürürsün ya ateşin ortasında ama ayaklarının acısını hissetmezsin bile,Aşk da aynen öyle..Cehennemin ortasında Cennet'i yaşadığını sanmak gibi..
Solmasın gözlerinizdeki Cennet Bahçeleri..Hüzünlü Aşk'lar yaşamayalım!!Tek temennim bu!!
(elif pala;Aşk)
20 Haziran 2010 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)